Uyuşturucu ticareti suçlamasıyla tutuklandıktan sonra serbest bırakılan sosyal medya fenomeni ve işletmeci Sercan Yaşar, kamuoyunda gündem olan “itirafçı oldu” iddialarına ilişkin hem yazılı hem de videolu bir açıklama yaptı. Yaşar, etkin pişmanlıktan faydalanmadığını ve herhangi bir itirafta bulunmadığını açıkça dile getirdi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında “uyuşturucu madde bulundurma” ve “uyuşturucu satışı” iddialarıyla tutuklanan Sercan Yaşar, geçtiğimiz günlerde adli kontrol şartıyla tahliye edildi.
“İtirafçı Oldu” İddialarına Yalanlama
Yaşar, avukatı aracılığıyla yaptığı yazılı açıklamada, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak serbest kaldığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtti. Tahliyenin tamamen hukuki değerlendirme sonucu gerçekleştiğini vurgulayan Yaşar, hakkında ortaya atılan iddiaların asılsız olduğunu ifade etti.
“Bu Soruşturmaya Kadar Tanımıyordum”
Sercan Yaşar, sosyal medya hesabından paylaştığı videoda, soruşturma kapsamında adı geçen Mehmet Akif Ersoy’u daha önce tanımadığını söyledi. Yaşar açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Hayatımda adını bile duymadığım insanların yürütülen soruşturmalarına ismim dahil edildi. Bu süreçten önce Mehmet Akif Ersoy benim için yalnızca İstiklal Marşı’nın yazarıydı.”
“Ne İtirafçıyım Ne de Etkin Pişmanlıktan Yaralandım”
Tutukluluğunun, yapılan ihbarın yeterli ve somut delillere dayanmaması nedeniyle sona erdiğini belirten Yaşar, “Ne itirafçı oldum ne de etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandım” dedi.
Avukatından Detaylı Hukuki Değerlendirme
Sercan Yaşar’ın avukatı İbrahim Atakan Sert tarafından yapılan yazılı açıklamada, müvekkilin soruşturma dosyasına kötü niyetli ve gerçek dışı bir ihbar sonucu dahil edildiği ifade edildi. Açıklamada, müvekkilin ikametinde yapılan aramalarda uyuşturucu ticaretine işaret edecek herhangi bir madde, ekipman ya da suçtan elde edildiği iddia edilebilecek paraya rastlanmadığı belirtildi.
Avukat Sert, müvekkilin ifade sırasında cep telefonu şifrelerini kolluk kuvvetleriyle paylaştığını, ancak gözaltı sürecinde yaşadığı anksiyete ve panik hali nedeniyle WhatsApp uygulamasını sildiği yönündeki iddianın, suçla bağlantısı kurulmadan tutuklama gerekçesi haline getirildiğini vurguladı.
“Tutuklama Orantısızdı, Adli Kontrol Yeterli Görüldü”
Açıklamada, İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği’nin mevcut delil durumu, müvekkilin sabit ikametgâh sahibi olması, kaçma şüphesinin bulunmaması ve tutuklamanın son çare olması ilkelerini dikkate alarak adli kontrol şartıyla tahliye kararı verdiği kaydedildi.
“Etkin Pişmanlık İddiası Hukuken Mümkün Değil”
Avukat Sert, etkin pişmanlık hükümlerinin ancak suçun kabul edilmesi ve soruşturmanın ilerlemesine katkı sağlanması halinde gündeme gelebileceğini hatırlatarak, müvekkil hakkında bu yöndeki iddiaların hukuki ve fiili dayanağının bulunmadığını belirtti. Türk Ceza Kanunu’nun 192. maddesine de atıf yapılan açıklamada, bu hükmün cezasızlık değil yalnızca indirim öngördüğü ifade edildi.
Hukuki Süreç Başlatılacak
Açıklamanın sonunda, soruşturma henüz devam ederken bazı basın ve sosyal medya mecralarında müvekkilin suçlu gibi gösterildiği, bu durumun masumiyet karinesini ihlal ettiği belirtildi. Gerçeğe aykırı yayın ve paylaşımlar hakkında hukuki ve cezai tüm yollara başvurulacağı, sorumlular hakkında gerekli işlemlerin başlatılacağı kamuoyuna duyuruldu.