Mobil Uygulamayı İndir

Haberleri mobil uygulamamızdan takip edin!

9 Mart 2026 Pazartesi İstanbul 4°C

Bildirimler

Sitemize Hoş Geldiniz

Güncel haberler ve son dakika gelişmeleri için bizi takip edin!

Şimdi

Orta Doğu'da Denge Değişimi: İsrail'in Planları Tutar mı?

E
Yazar Medya
5 dk okuma 57 okunma Yayınlanma: 9 Mart 2026 13:07 Güncelleme: 9 Mart 2026 15:33
Orta Doğu'da Denge Değişimi: İsrail'in Planları Tutar mı?
Orta Doğu'da Denge Değişimi: İsrail'in Planları Tutar mı? Foto: Yazar Medya

Bölgesel Kriz: ABD ve İsrail’in İran’a Yönelik Saldırıları

ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı saldırılar, hızla çok yönlü bir bölgesel krize evrildi. Askeri bir çatışmanın ötesine geçerek, Orta Doğu'daki güç dinamiklerini yeniden şekillendirebilecek kritik bir dönüm noktası haline geldi.

Washington ve Tel Aviv'in İran’ın siyasi ve askeri liderliğini hedef alarak stratejik bir üstünlük elde etme çabası, Tahran'ın hızla yeniden yapılandırılmasına ve ABD ile İsrail'in hızlı sonuç alma stratejisinin etkilenmesine yol açtı.

İran halkının geniş çaplı protestolarla saldırılara karşı durması, Washington yönetimindeki "rejimin hızla çökmesi" beklentilerinin gerçekleşmediğini göstermektedir.

Lübnan merkezli medya organı Al Mayadeen'de yayımlanan bir analizde, Tel Aviv yönetiminin "Siyonist lobisi" aracılığıyla Washington'u bölgesel bir savaşa sürüklediği ifade edildi.

Analiz, İsrail'in hem iç kamuoyunu yatıştırmak hem de İran halkına mesajlar vermek amacıyla yoğun bir propaganda yürüttüğünü, ancak bu hesabın tutmadığını belirtiyor.

Savaşın Süresi ve Geleceği

Al Mayadeen, savaşın geleceğini belirleyen en önemli faktörün "zaman" olduğunu vurgularken, bu çatışmanın 12 gün süren savaşın devamı niteliğinde olduğunu ve Orta Doğu'da yeni bir dönemin başlangıcını işaret ettiğini ifade etti.

Milli İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Dr. Hakkı Uygur, ABD’nin İran konusundaki tutarlı bir stratejisi olmadığını belirtti ve savaşın uzaması halinde İran'ın avantajlı bir konuma gelebileceğini değerlendirdi.

Uygur, bu durumun ABD Başkanı Donald Trump ve diğer yetkililerin açıklamalarından anlaşılabileceğini vurguladı ve şu şekilde ifade etti:

ABD’nin İran’a yönelik tutarlı bir stratejisinin olmadığı, Trump’ın ve diğer yetkililerin açıklamalarındaki çelişkilerden açıkça anlaşılmaktadır.

İsrail’in İran konusundaki tutumunun ABD'den farklı olduğuna dikkat çeken Uygur, son yıllardaki ABD ve İran arasında yaşanan ilişkiler ile kurulmaya çalışılan siyasi dengeyi de gözler önüne serdi.

İran’a Yönelik Saldırıların Etkileri

Uygur, İran konusundaki tartışmaların ABD ve İsrail arasında İsrail'in lehine sonuçlandığını belirtti ve “Son on yıldır iki ülke de İran meselesinde sorumluluğu birbirlerine atıyordu. Görünüşe göre bu süreçte kazanan taraf İsrail oldu.” dedi.

İran, ABD için stratejik bir tehdit olmasa da bu saldırılar, iki ülke ilişkilerini uzun yıllar boyunca olumsuz etkileyecek gibi görünüyor.

Uygur, İran'daki yönetim değişse bile bu saldırıların kalıcı bir travma yaratacağını belirterek, “İran’daki rejimler ne olursa olsun, bu saldırılar ikili ilişkilerde 1953 darbesinden çok daha derin bir etki bırakacaktır.” ifadelerini kullandı.

1953 İran Darbesi, CIA ve MI6 desteğiyle İran Başbakanı Muhammed Musaddık’ın devrilmesiyle sonuçlanan askeri müdahale olarak tarihe geçmiştir. Darbe sonrasında, Muhammed Rıza Pehlevi yönetimi güç kazanmış ve İran-ABD ilişkilerinde uzun süreli gerilimler yaşanmıştır.

İran’ın Gelecek Stratejileri

İsrail'in İran'ın kapasitesinin zayıflatılmasından memnun olduğunu belirten Uygur, hızlı bir rejim değişikliği yaşanmaması ve ABD’nin bölgeden çekilmesi halinde farklı sonuçların ortaya çıkabileceğini ifade etti.

Uygur, “İran, geçmişteki ihtiyatlı politikalarından uzaklaşarak, Irak, Bahreyn, Kuveyt ve BAE gibi ülkeler üzerindeki etkisini daha agresif yöntemlerle artırma çabasında olacaktır.” şeklinde yorumda bulundu.

Uygur ayrıca, İran’ın nükleer programına ilişkin önemli bir tahminde bulundu:

“Bu olayların ardından İran’ın nükleer silah üretimini çok daha dikkatli bir şekilde takip edeceği kuvvetle muhtemeldir.”

Uygur, savaşın uzamasının İran için ciddi maddi yıkım anlamına gelse de, stratejik sonuçların farklı olabileceğini belirtti.

Savaşın galibinin ülkelerin iradesine bağlı olduğunu vurgulayan Uygur, “Uzayan savaş İran’a daha büyük maddi yıkım getirse de, ABD’nin savaşı sürdürememesi ve bölgeden çekilmesi halinde İran, Taliban örneğinde olduğu gibi uzun vadede bir ‘iradeler savaşının’ galibi olarak görülebilir.” değerlendirmesinde bulundu.

Körfez Ülkeleri ve Güvenlik Stratejileri

Uygur, Körfez ülkelerinin son gelişmelerle birlikte güvenlik stratejilerini yeniden gözden geçirmek zorunda kalabileceğini ifade etti.

“Körfez’deki Arap ülkeleri, son elli yıl içinde yüz milyarlarca dolarlık silah alımının ya da devasa ABD üslerine ev sahipliği yapmanın ulusal güvenliklerini garanti etmediğini fark etmiş durumda. Bu nedenle Trump yönetimi gibi bir hükümete güvenerek İran ile askeri olarak karşı karşıya gelmek istemeyeceklerdir.” dedi.

Uygur, bölgedeki küçük ancak zengin ülkelerin İran’a karşı doğrudan askeri adım atmasının zor olduğunu belirtti ve “Bazı etnik terör örgütlerinin bile bu konuda tereddütlü kaldığı düşünüldüğünde, sonsuza kadar İran’a komşu olmak zorunda olan küçük ama zengin ülkelerin kendi rejimleri doğrudan tehdit altında olmadan İran’a karşı askeri adım atmalarını beklemiyorum.” şeklinde konuştu.

Uygur, ABD ve İsrail’in saldırılarının artması durumunda İran’ın bölgesel vekil ağlarının çatışmaya daha aktif bir şekilde dahil olabileceği uyarısında bulundu.

Uygur, “ABD ve İsrail’in saldırıları daha da şiddetlenirse, İran’ın bölgesel vekil ağları da çatışmaya daha aktif şekilde girecektir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Etiketler

#Orta Doğu #İsrail #İran #ABD #Savaş #Tahran #Tel Aviv #Al Mayadeen

Videolar