Mobil Uygulamayı İndir

Haberleri mobil uygulamamızdan takip edin!

18 Mart 2026 Çarşamba İstanbul 4°C

Bildirimler

Sitemize Hoş Geldiniz

Güncel haberler ve son dakika gelişmeleri için bizi takip edin!

Şimdi

Gürsel Tokmakoğlu | İnceleme: ABD-Iran Çatışmasının Ekonomik Etkileri

E
Yazar Medya
5 dk okuma 27 okunma Yayınlanma: 18 Mart 2026 11:01 Güncelleme: 18 Mart 2026 12:52
Gürsel Tokmakoğlu | İnceleme: ABD-Iran Çatışmasının Ekonomik Etkileri
Gürsel Tokmakoğlu | İnceleme: ABD-Iran Çatışmasının Ekonomik Etkileri Foto: Yazar Medya

Petrol Fiyatlarının Tarihsel Gelişimi

Petrol fiyatları, tarihsel olarak büyük çatışmalar ve jeopolitik krizler sırasında genellikle ani bir artış gösterir. Bu durum, arzın kesilmesi korkusunun piyasalarda hakim olmasından kaynaklanır. Ancak bu tür artışlar çoğunlukla kısa veya orta vadelidir ve savaşın süresi, şiddeti ve sonuçlarına bağlı olarak hızla normale dönebilir.

Dünya ekonomileri üzerindeki etkisi nedeniyle, bu önemli konuyu daha detaylı bir şekilde ele alalım.

Petrol Fiyatlarının Savaş Öncesi, Sırası ve Sonrası Durumu

İran-Irak Savaşı (1980-1988) döneminde, savaş öncesi petrol fiyatları 15-30 $ seviyesindeydi. Savaş esnasında fiyatlarda dalgalanmalar görüldü ve en yüksek noktası 35-40 $'a ulaştı. Ancak Suudi Arabistan'ın aşırı üretimi ile fiyatlar savaş sonrası düşüşe geçti ve 1980'lerin sonunda 14-20 $'a geriledi. Bu uzun süreli savaş, fiyatların kalıcı olarak artmasına neden olmadı.

Şekil-1: Tarihsel Petrol Fiyatları

Körfez Savaşı (1990-1991) öncesinde petrol fiyatları 17-20 $/varil civarındaydı. Irak'ın Kuveyt'i işgali sonrası fiyatlar hızla 36-40 $'a yükseldi. Savaşın kısa sürmesi ve koalisyonun zaferi ile fiyatlar 1991 başında 20 $'a geri döndü. Kısa vadeli ani artışın ardından hızlı bir toparlanma yaşandı.

Irak Savaşı (2003) öncesinde fiyatlar 25-30 $ seviyesindeydi. İşgal sonrası fiyatlar artarak 2000'lerin ortasında 50-100+ $ seviyelerine ulaştı (2008'de 145 $ zirve). Ancak bu artış, savaşın etkisinden çok, küresel talep artışı ve diğer faktörlerle bağlantılıydı. Savaş sonrası dönemde fiyatlar uzun süre yüksek kaldı, fakat ABD'nin şeyl devrimi gibi etkenlerle 2014'te düşüş yaşandı.

Rusya-Ukrayna Savaşı (2022) öncesinde fiyatlar 70-80 $ seviyesindeydi. İşgal sonrası fiyatlar hızla 120-128 $'a yükseldi, ardından 2023-2024 döneminde 70-90 $ aralığına geriledi. Kısa vadeli ani artışların ardından orta vadede bir toparlanma görüldü.

Tarihsel olarak, savaşlar öncesi fiyatlar genellikle düşük seviyelerde seyrederken, savaş sırasında %50-300 arasında ani artışlar gözlemlenmektedir.

Genel bir değerlendirme yapıldığında, savaş veya gerilim dönemlerinde fiyatlar genellikle düşük-orta seviyelerde seyreder. Savaş sırasında ise ani yükselişler görülebilmektedir. Savaş sonrasında ise çoğu durumda fiyatlar düşer veya normale döner, çünkü piyasalar alternatif kaynaklara yönelir veya talep azalır.

2026 yılında gerçekleşecek olan İran Savaşı bağlamında, fiyatlar hızla 70 $ seviyelerinden 90-100+ $'a yükseldi. Hürmüz Boğazı'nın kapanması gibi senaryolar, büyük arz kayıplarına yol açarak ani artışları daha da şiddetli hale getirmektedir.

Amerikan Ekonomisinin Durumu

ABD ekonomisi, Orta Doğu'daki savaşlar sırasında genellikle avantajlı bir konumda olmaktadır.

2026 yılı itibarıyla, ABD ekonomisi yavaşlama sürecine girmişti (dördüncü çeyrek büyümesi düşük, istihdam durma noktasına geldi). Savaş öncesinde mevcut zorluklar bulunmaktaydı, savaşla birlikte benzin fiyatları 4 $/galon seviyelerine yaklaştı ve enflasyon baskısı arttı. Ancak ABD'nin enerji bağımsızlığı sayesinde ithalat bağımlılığı geçmişteki gibi yüksek değil. Uzun vadede yüksek fiyatlar, ABD üretimini teşvik edebilir ve ihracatı artırabilir.

Kısa vadede yüksek enerji fiyatlarının enflasyonu artırma riski bulunuyor, bu durum tüketimi yavaşlatabilir ve resesyon riskini yükseltebilir.

Kısa vadede (aylar içerisinde) ekonomik koşulların kötüleşme olasılığı yüksektir. Yüksek enerji fiyatları, enflasyonu artırarak tüketimi olumsuz etkileyebilir. Ancak orta-uzun vadede (1-2 yıl ve sonrası) tarihsel örnekler doğrultusunda bir iyileşme beklenebilir. Fiyatlar normale dönerse, ekonomi toparlanma sürecine girebilir. ABD enerji ihracatçısı olarak net kazanan konumuna geçebilir.

Sonuç olarak, tarihsel veriler, Orta Doğu'daki savaşların petrol fiyatlarını kısa vadede yükselttiğini göstermektedir. Ancak ABD ekonomisi genellikle daha güçlü bir şekilde bu süreçten çıkmaktadır. Mevcut korkular belki de abartılı olabilir; piyasa genelde "savaş primi" oluşturarak daha sonra düzeltme yapmaktadır.

Büyük Savaşların Ekonomik Etkileri

Büyük ölçekli savaşların, ekonomik tıkanıklıkları aşmak için bilinçli olarak kullanıldığı düşüncesi tarih boyunca tartışma konusu olmuştur. Bu görüş genellikle şu tezlerle desteklenmektedir:

Doğru yönü: Keynesyen ekonomik teorilere göre hükümet harcamaları, toplam talebi artırarak işsizliği azaltır ve üretimi canlandırır. Savaş dönemlerinde savunma harcamaları bu etkiyi yaratmaktadır.

En belirgin örnek, II. Dünya Savaşı'nın ABD ekonomisini Büyük Buhran'dan çıkarmasıdır. 1930'larda %25'lere varan işsizlik, savaşla %1-2'ye düşmüştür; GSYİH büyük bir sıçrama yaşamıştır. Soğuk Savaş döneminde sürekli askeri harcamaların kapitalizmin çökmesini engellediği düşünülmektedir.

Modern çalışmalar, savaşların GSYİH'yı ortalama %12-13 oranında düşürdüğünü ve toparlanmanın 10 yıldan fazla sürebileceğini göstermektedir.

Yanlış yönü: Bu etkilerin kısa-orta vadeli ve yapay olduğu söylenebilir. Savaş sonrası yıkım, borç yükü ve enflasyon gibi faktörler uzun vadede ekonomiyi zayıflatır. Savaşlar genellikle kaynak tahribatı yaratır.

Doğru yönü: Ekonomik durgunluk dönemlerinde liderler, savaş başlatarak popülarite kazanma çabasında olabilirler. Örneğin, Arjantin 1982 Falkland Savaşı'nda iç ekonomik krizini örtbas etmek amacıyla savaş başlatmıştır.

Yanlış yönü: Bu durum, savaşın bilinçli bir ekonomik araç olarak kullanıldığı anlamına gelmez. Çoğu savaş, jeopolitik ve güvenlik nedenleriyle başlatılmakta, ekonomik faktörler ikincil bir rol oynamaktadır.

İran Savaşı ve Hürmüz Boğazı'nın Küresel Etkileri

İran Savaşı ve Hürmüz Boğazı'nın kapanması, küresel enerji dengelerini ciddi şekilde etkilemiştir. Hürmüz Boğazı'nın kapanması, tanker trafiğini %90 oranında düşürmüştür. Bu durum, Batı bayraklı gemilere geçişin neredeyse tamamen kapalı olduğu anlamına gelmektedir.

Kısa vadeli etkiler, ABD ekonomisinin karşılaşabileceği zorlukları artırmaktadır. Enflasyon, tüketim daralması ve olası resesyon gibi durumlar gündeme gelebilir. Ancak uzun vadede, İran'ın zayıflatılması ve enerji ihracat gelirleri açısından ABD'nin daha iyi bir duruma geçme potansiyeli bulunmaktadır.

Eğer kriz 1-2 ay içinde çözülmezse, her iki taraf da kötüleşecektir; ABD küresel liderlik ve ekonomik dayanıklılık kaybı yaşayabilir.

Sonuç olarak, mevcut durum orta-uzun vadede "kötüye gidiş" riskinin yüksek olduğunu göstermektedir. Tarihsel olarak benzer şoklar piyasalarda korku yaratmakta ve genellikle abartılmaktadır. Ancak bu seferki kapanmanın etkisi alışılmadık derecede yüksek olabilir.

ABD'nin mevcut İran Savaşı ve Hürmüz Boğazı'nın durumunu Çin açısından değerlendirdiğimizde, kısa vadede Çin'in ağır bir darbe alacağı görülmektedir. Ancak uzun vadede, Çin'in daha iyi bir konumda olma potansiyeli bulunmaktadır.

Kısa vadede (3-6 ay) Çin, ekonomik yavaşlama ve maliyet artışları ile karşı karşıya kalacakken, ABD daha az etkilenmektedir. Uzun vadede ise Çin yeşil dönüşüm ve enerji hakimiyetini artırma fırsatına sahip olabilir.

Sonuç olarak, mevcut durum, ABD'nin kısa vadede avantajlı konumda olduğunu ancak uzun vadede Çin'in toparlanma potansiyelinin yüksek olduğunu göstermektedir.

Etiketler

#Gürsel Tokmakoğlu #ABD-Iran çatışması #petrol fiyatları #İran-Irak Savaşı #Körfez Savaşı #Irak Savaşı #jeopolitik krizler #ekonomik etkiler

Videolar