Firari şüpheli Umut Altaş’a ait WhatsApp yazışmaları, soruşturma dosyasına dahil edildi. Yazışmalar, Altaş’ın babasıyla olan konuşmalarını içeriyor ve bu yazışmalar, cinayetin arkasındaki sır perdesini aralayabilecek nitelikte. 5 Ocak 2020 gecesi, Gülistan Doku’nun son sinyalini verdiği yer olan Sarı Saltuk Viyadüğü’nde, PTS (Plaka Tanıma Sistemi) verilerine göre Altaş, Mustafa Türkay Sonel ile aynı araçta bulunmuştu. Bu tespit, Gülistan’ın kaybolduğu geceye dair önemli bir ipucu oluşturmuştu.
Yazışmalarda, Umut Altaş’ın babasından 9 bin dolar talep ettiği, babasının ise bu talebe karşılık olarak "Size gönderdiğim 150 bin doları geri gönderin" şeklinde yanıt verdiği ortaya çıktı. Ancak bu diyalog, Altaş’ın daha sonra tehditkar bir şekilde "Savcı hanımı arar, her şeyi anlatırım" ve "Öteceğim lan her şeyi, göreceksiniz dünya kaç bucak" ifadelerini kullanarak, babasını zor durumda bırakmaya çalıştığını gösteriyor. Bu ifadeler, Altaş’ın suçlarını örtbas etmek amacıyla manipülatif bir yaklaşım benimsediğini ortaya koyuyor.
Firari Umut Altaş’ın, Meksika’ya kaçtıktan sonra yasa dışı yollarla ABD’ye geçiş yaptığı biliniyor. Yazışmalarda yer alan tehditler, cinayetin sadece bir tesadüf olmadığı, aksine organize bir şekilde gerçekleşmiş olabileceği şüphelerini güçlendiriyor. "Beni Amerika'ya niye yolladığınızı söylerim!" ifadesi de, Altaş’ın yurt dışına kaçırılmasının ardında daha büyük bir plan olduğunu ima ediyor. Bu gelişmeler, Gülistan Doku’nun kaybolmasıyla ilgili soruşturmanın gidişatını değiştirebilir.
Son olarak, yazışmalardaki içeriğin, suçun gizlenmesinin yanı sıra, suçluların birbirlerine karşı nasıl bir tehdit unsuru oluşturduklarını da gözler önüne seriyor. Bu yeni deliller, soruşturmanın yeniden yön değiştirmesine ve olayın çözülmesine olanak sağlayabilir.