Mobil Uygulamayı İndir

Haberleri mobil uygulamamızdan takip edin!

17 Mart 2026 Salı İstanbul 4°C

Bildirimler

Sitemize Hoş Geldiniz

Güncel haberler ve son dakika gelişmeleri için bizi takip edin!

Şimdi

Ekonomide Tarihin En Şiddetli Kur Krizi Yaşanabilir!" Karabat Uyarıyor

E
Yazar Medya
5 dk okuma 35 okunma Yayınlanma: 18 Mart 2026 00:00 Güncelleme: 18 Mart 2026 01:40
Ekonomide Tarihin En Şiddetli Kur Krizi Yaşanabilir!" Karabat Uyarıyor
Ekonomide Tarihin En Şiddetli Kur Krizi Yaşanabilir!" Karabat Uyarıyor Foto: Yazar Medya

Türkiye Ekonomisindeki Kur Riski Artıyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, Türkiye'nin ekonomik durumunda döviz riskinin giderek yükseldiğini iddia etti. Hükümetin döviz krizini ertelemeye yönelik izlediği politikaların, enflasyonda kalıcı bir iyileşme sağlamadığını vurguladı.

Karabat, ekonomideki para arzının hızla arttığını belirtirken, döviz kurunun çeşitli yöntemlerle baskılandığını ifade etti. Bu durumun, para arzı ile döviz kuru arasındaki dengenin bozulmasına yol açtığını söyleyen Karabat, bu iki unsur arasındaki farkın giderek açıldığını kaydetti.

Sermaye Hareketlerinin Etkisi

Bölgedeki gelişmelerin sermaye akışlarını etkilediğini belirten Karabat, yabancı yatırımcıların Türkiye'den çıkış yapması ve yerli yatırımcıların dövize yönelmesi durumunda Türkiye’nin "tarihteki en büyük döviz krizlerinden biriyle" karşılaşabileceğini öne sürdü. Risklerin azaltılması için hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi ve ekonomide yapısal reformların uygulanması gerektiğini vurguladı.

Özgür Karabat, döviz krizi riski hakkında önemli uyarılarda bulundu.

12 Maddelik Paylaşım

Karabat, sosyal medya üzerinden yaptığı 12 maddelik açıklama ile görüşlerini dile getirdi:

  • 1) AKP, halkın yararına bir kalkınma programı uygulamak yerine, döviz krizini önleyecek ve hükümete sürekli finansman sağlayacak politikalar izlemektedir. İşsizlik, derin yoksulluk ve gelir adaletsizliği gibi konularla ilgilenmiyorlar.
  • 2) Bu sebeple enflasyonda kalıcı bir düzelme göremiyoruz. Sanayileşmeden, hizmet sektörüne ağırlık veren bir ekonomik yapıya doğru hızla kayıyoruz. İthalata ve sıcak paraya olan bağımlılığımız oldukça yüksek. Zengin olmadan zengin gibi harcıyoruz ve bunun ağır sonuçları olacak.
  • 3) Para arzı artarken, enflasyonla mücadelede neredeyse tek yöntem olarak döviz kurunun tutulması tercih ediliyor. Bu iki politika bir arada uygulandığında ekonomik dengelerde önemli çelişkiler meydana geliyor.
  • 4) Dövizin çeşitli yöntemlerle baskılanması, enflasyonun gerçek sebeplerini ortadan kaldırmaz; sadece fiyat artışlarının bir kısmını geciktirir veya gizler. Bu nedenle döviz kurunun tutulması, enflasyonu düşürmekten ziyade enflasyonun görünümünü geçici olarak yumuşatan bir mekanizma haline gelir.
  • 5) Ekteki tabloya dikkatinizi çekmek isterim. Piyasadaki para arzı (TRM2) ile döviz kurunu karşılaştırdık. Buradaki veriler bize önemli ipuçları sunuyor.
  • 6) TRM2, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından açıklanan en geniş para arzı göstergelerinden biridir. Dolaşımdaki nakit, vadesiz mevduat ve tasarruf hesaplarını içerir. Kısacası ekonomide harcanmaya hazır toplam TL miktarını göstermektedir. TRM2 ne kadar hızlı artarsa, piyasada o kadar fazla para olur.
  • 7) Türkiye’de uzun yıllar boyunca TRM2 ile döviz kuru arasında güçlü bir ilişki mevcuttu. Piyasadaki TL miktarı arttıkça kur da buna paralel hareket ederdi. Ancak son yıllarda bu ilişki kopma aşamasına geldi. TRM2 hızla büyümeye devam ederken, dolar kuru aynı oranda artmamaktadır.
  • 8) Bunun ana nedeni, kurun çeşitli yollarla baskı altında tutulmasıdır. Sonuç olarak, para arzı ile kur arasındaki fark açılmakta ve bu durum, ekonomide biriken dengesizliklerin ileride daha sert fiyat hareketlerine dönüşme riskini artırmaktadır.
  • 9) Düşük kur politikası belirli bir aşamada enflasyonu kontrol altına aldığı için savunulabilir. Ancak sonuçta enflasyon düşmüyor, halk yoksullaşıyor. “Kur düşük tutulacak” vaadi verilen yabancılar, carry-trade ile yüksek faizlerini alıp gidiyor. Soruyorum, bu işten kim kazançlı çıkıyor?
  • 10) Enflasyonun kalıcı olarak düşmesi için para politikası, maliye politikası ve yapısal reformların bir arada çalışması gerekmektedir. Para arzı kontrol altına alınmadan, bütçe disiplinini güçlendirmeden ve üretkenliği artırmadan yalnızca kur üzerinden enflasyonla mücadele etmek sürdürülebilir bir çözüm sunmaz.
  • 11) Geçmişte para arzı ile dolar arasındaki fark belirli bir seviyeye geldiğinde devalüasyon oluyordu. Şu an aradaki fark yüzde 40 civarında ve yüzde 50’ye ulaştıkça devalüasyon riski artıyor. Bu hızla devam ederse, eylül ayında risk en yüksek seviyeye ulaşmış olacak.
  • 12) Yabancılar, İran savaşı ile birlikte varlıklarını satıp çıkmaya başladılar. Yerli yatırımcı da dövize yönelirse, tarihin en büyük döviz krizlerinden birini yaşayabiliriz. Bu nedenle öncelikle hukukun üstünlüğü ve iç barış sağlanmalı, ardından ekonomide yapısal reformlarla gelecek şoklara hazırlıklı olunmalıdır.

Etiketler

#Özgür Karabat #Türkiye ekonomisi #döviz krizi #enflasyon #para arzı #sermaye hareketleri #hukukun üstünlüğü #yapısal reformlar

Videolar