Mobil
Asayiş

Türkiye'de 'Uyuşturucu' Korkusu En Üst Seviyede: 10 Kişiden 9'u Aynı Fikirde!

18 Şubat 2026
Daha iyi bir deneyim için tam sürümü deneyebilirsiniz.
Araştırma, uyuşturucu sorununu toplumun geniş bir kesiminin önemli bir sosyal tehdit olarak gördüğünü göstermektedir.

Uyuşturucu Kullanımına Yönelik Toplumsal Kaygılar

Türkiye'de uyuşturucu kullanımı ile ilgili endişeler oldukça yüksek seviyelere ulaşmış durumda.

Areda Survey tarafından yapılan Ocak 2026 tarihli Sosyometre araştırması, toplumun büyük bir kesiminin çocuklar ve gençlerin uyuşturucu tehlikesi altında olduğuna dair ortak bir görüşe sahip olduğunu göstermektedir.

Araştırmaya, 27–30 Ocak 2026 tarihleri arasında Türkiye genelinde 2 bin 845 kişi katılmıştır.

Bu araştırmaya katılanların yüzde 90'ı, çocuklar ve gençlerin uyuşturucu tehdidi altında olduklarını belirtirken, yüzde 10'luk bir kesim böyle bir tehlikenin olmadığını ifade etmiştir.

Cinsiyet Dağılımı Üzerinden Değerlendirme

Cinsiyet açısından değerlendirildiğinde, erkeklerin yüzde 93,8'i, kadınların ise yüzde 86'sı uyuşturucu tehdidinin mevcut olduğunu düşünmektedir. Kadınların yüzde 14'ü, erkeklerin ise yüzde 6,2'si böyle bir tehdidin olmadığına inanıyor.

Cinsiyet bazında farklı görüşlerin ortaya çıktığı görülüyor.

Yaş gruplarına bakıldığında, en fazla endişe 18–34 yaş aralığında görülmektedir. Bu gruptaki bireylerin yüzde 94,3'ü uyuşturucu tehdidinin var olduğunu belirtirken, 35–54 yaş grubunda bu oran yüzde 89,1, 55 yaş ve üzeri bireylerde ise yüzde 85,6 olarak kaydedilmiştir.

Eğitim Düzeyinin Etkisi

Eğitim seviyesine göre yapılan değerlendirmelerde de dikkat çekici sonuçlar elde edilmiştir. Lise mezunlarının yüzde 96,1'i, lisans ve üzeri eğitim almış olanların yüzde 94,6'sı, ilköğretim mezunlarının ise yüzde 85,2'si çocuklar ve gençlerin uyuşturucu tehdidi altında olduğu görüşündedir.

Bu araştırma, uyuşturucu konusunun toplumun geniş kesimleri tarafından önemli bir sosyal risk olarak algılandığını ortaya koymaktadır.

Çalışma, Areda Survey’in Profil Bazlı Dijital Paneli aracılığıyla kantitatif araştırma yöntemleri olan CAWI tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir.