Görünüşe göre, ABD'nin siyasi yapısı ve politika üretme yöntemi önemli ölçüde evrildi. Özellikle Trump’ın Davos 2026’daki konuşmasında Grönland’a yaptığı vurgu, Avrupa'daki tepkileri, NATO'nun yük paylaşımını sorgulamayı ve hidrokarbon ile nükleer enerji konusundaki önceliklerini belirleyen karar mekanizmasını oluşturuyor. Bu yapı, geleneksel kurumsal sistemden ziyade, sadakat odaklı, dar bir çekirdek kadrodan oluşmaktadır. Davos öncesi hazırlık sürecinde Rubio, Vance ve Miller'ın etkisi belirgindi; Grönland'ı "küçük bir buz parçası ama savunma açısından kritik" şeklinde konumlandırma stratejisi onların katkılarıyla ortaya çıktı.
Ani telefon görüşmeleri, Mar-a-Lago'daki küçük grup toplantıları ve Oval Ofis'teki hızlı brifingler artık alışıldık hale geldi. Geniş ulusal güvenlik toplantıları ise oldukça seyrek gerçekleşiyor. Daha çok kararlar sınırlı bir çevrede alınıyor, bürokrasi bypass ediliyor. Bu durum, eleştirilerin ve kaygıların kaynağını oluşturuyor.
Trump, dış politikayı adeta bir "solo performans" gibi yürütüyor; geniş katılımlı dışişleri bürokrasisini ve köklü düşünce kuruluşlarını dışlayarak, güven duyduğu birkaç kişiyle kararlar alıyor. Olup bitenlere bakıldığında, durum böyle görünüyor.
Trump'ın politika yapma çerçevesi basit bir şekilde: Merkezde Trump ve dörtlü, iç halkada çekirdek kadro ve dış halkada güvenilir yakınlar ile klasik devlet yapıları yer alıyor. Teknik bilgi veya uzman görüşü gerektiğinde, doğrudan ilgili kişilerden bilgi alınıyor. Ayrıca, Trump bazı konularda dış ortaklarını işlemsel bir kaldıraç olarak değerlendiriyor.
Bu grup, alınan kararların çoğunu yönlendiriyor. Nasıl mı? Oval Ofis veya Mar-a-Lago'da ani toplantılar, Trump'ın telefon görüşmeleri ve hızlı brifinglerle. Burada sadakat kriteri belirleyici rol oynuyor.
Bu çerçevede, dışarıdan danışman olarak Jared Kushner, Richard Grenell gibi isimler de önemli bir rol oynuyor. Ayrıca medya ve senatör figürleri, Trump ile informal görüşmelerde fikir alışverişinde bulunuyor.
Şimdi, Trump'ın dış politika kararlarını şekillendiren arka plandaki örgütlenmelere ve ittifak yapılarına odaklanalım. Bu tür bir bakış açısı, benim "kontrollü kaos, işlemsel diplomasi ve hegemonik tutum" tezlerimle örtüşüyor. Trump'ın politikaları görünürde bireysel bir performans gibi görünse de, belirli elit ittifakları tarafından yönlendiriliyor.
Trump'ın ikinci döneminde dış politika kararları dar bir sadakat çerçevesi üzerinden şekilleniyor; ancak bu çember, daha geniş bir arka plan ittifak ağı tarafından destekleniyor. Bu ağ, geleneksel "derin devlet" değil; MAGA revizyonist koalisyonunu içeriyor: Askeri-endüstriyel kompleks, enerji oligarkları ve işlemsel işadamları gibi unsurlardan oluşuyor.
Bu bölümde, gösterilen isimlerin ve rollerin elitik güç düzeyleri incelenecek. Burada, isimlerin temsil ettikleri gruplar ve kökenleri de belirtilerek, güncel politikaların nereden ve hangi amaçla yönlendirildiği anlaşılacaktır.