Dünyanın en zengin ekonomilerinden biri olan Suudi Arabistan, petrol gelirleriyle tanınmasına rağmen, ülke ekonomisini petrol bağımlılığından kurtarıp turizm ve teknolojiye yönlendirmek amacıyla Vizyon 2030 planını hayata geçirdi. Bu kapsamda büyük bina ve mega yapı projeleri gerçekleştirildi. Ancak, bu yenilikçi projelerin maliyetlerinin öngörülenden çok daha yüksek çıkması, ülke bütçesinde önemli bir dengesizlik yarattı.
Ekonomi yönetimi, bu büyük yatırımlar için ayrılan bütçeyi, koronavirüs sonrası ekonomik iyileşme sürecinde çeşitli altyapı ve teknoloji projelerine yönlendirdi. Petrol fiyatlarının düşmesiyle birleşen bu durum, Suudi Arabistan'ın 2025 yılına 73,8 milyar dolar bütçe açığı ile girmesine sebep oldu. Özellikle yılın son çeyreğinde yaşanan 25 milyar dolarlık açık, ülkenin mali dengelerinde önemli bir kırılma yarattı.
Suudi Arabistan'ın en dikkat çekici mega projeleri arasında "akıllı şehir" Neom, büyük eğlence kompleksi Qiddiya ve planlanan 2 kilometre yüksekliğindeki Rise Tower gibi yapılar bulunmaktadır. Bu projeler, hem mimari hem de finansal boyutlarıyla uluslararası medyada geniş yer buldu. Ancak, petrol gelirlerindeki düşüş, bu projeler için ayrılan bütçeyi tehdit ederken, ülkede mali disiplin konusundaki tartışmaları da yeniden alevlendirdi.
Uzmanlar, Suudi Arabistan'ın ekonomik çeşitlendirme stratejisinin sürdürülebilir olmasının önemine dikkat çekerken, mega projelerde maliyet kontrolü ve önceliklendirme gerekliliğini vurgulamaktadır. Planlanan birçok projenin gecikmesi veya bütçe revizyonlarına gitme ihtimali, dikkat edilmesi gereken bir diğer risk faktörü olarak öne çıkmaktadır.