Mobil
Emlak

Komşu Bölgesindeki Ev Sahipliği Oranı Yüzde 80'den 69,7'ye Geriledi

6 Mart 2026
Daha iyi bir deneyim için tam sürümü deneyebilirsiniz.
Eurostat'ın açıkladığı güncel istatistiklere göre Yunanistan'daki konut sahipliği oranı yüzde 69,7'ye düştü ve bu değer, Avrupa Birliği ortalamasının altındadır.

Yunanistan'da Konut Sahipliği Oranı Düşüşte

Eurostat tarafından yayımlanan en son verilere göre, Yunanistan'daki konut sahipliği oranı %69,7 seviyesine gerilemiş durumda. Bu oran, Avrupa Birliği’nin ortalama %68'ine oldukça yakın bir değeri temsil ediyor.

Ekonomik Krizin Etkileri

2009 yılında başlayan ve yaklaşık on yıl süren ekonomik krizin öncesinde, ülkede hanelerin %80'inden fazlası kendi mülkünde yaşamaktaydı. Ancak, ekonomik şartlar ve konut piyasasındaki değişiklikler sonucunda, günümüzde nüfusun %30,3'ü kiracı durumundadır.

Yunanistan'da toplam 7,3 milyon konut bulunuyor, ancak 2021 nüfus sayımında sadece 6,6 milyon konut kaydedilmiştir.

Yunanistan'daki konut krizinin önemli unsurlarından biri, piyasa dışındaki konutlardır. Bankalar ve kredi yönetim şirketleri tarafından el konulan 19 binden fazla konutun hâlâ piyasaya sürülmediği ifade ediliyor.

Ayrıca, yangın ve sel felaketlerinden etkilenen bazı konutlar, emlak vergisinden muaf oldukları için resmi kayıtlarda görünmemektedir.

Nüfus sayımı verileri, ülkedeki boş konut sayısının oldukça yüksek olduğunu göstermektedir.

Boş Konut Sayısı ve İnşaat Dönemi

Toplam 6,6 milyon konutun 2,2 milyondan fazlasının boş olduğu görülmektedir. Bu konutların büyük çoğunluğunun 1960 ile 1980 yılları arasında inşa edildiği belirtiliyor.

Avrupa'daki Kiracılık Oranları

Avrupa Birliği genelinde kiracılık oranları, özellikle güçlü ekonomilere sahip ülkelerde daha yüksek seviyelerde bulunmaktadır. Örneğin, Almanya’da nüfusun %53'ü, Avusturya’da %46’sı ve Danimarka’da %39’u kiralık konutlarda yaşamaktadır.

Doğu Avrupa ülkelerinde ise konut sahipliği oranları oldukça yüksektir. Romanya’da %94, Slovakya’da %93 ve Macaristan’da %92 oranında konut sahipliği söz konusudur. Bunun başlıca nedeni, 1990’lı yıllarda gerçekleştirilen geniş çaplı konut özelleştirmeleri olarak gösterilmektedir.