Aktif tedavi aşamasındaki oruç uygulamaları sağlık açısından riskler oluşturabilir.
Uzun süreli açlık ve sıvı kısıtlaması, kemoterapi veya radyoterapi gören hastalar için ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu süreçte yeterli kalori, protein ve sıvı alımı, bağışıklık sisteminin korunması, kas kaybının önlenmesi ve tedavinin sürdürülebilirliği açısından son derece önemlidir.
Bilimsel araştırmalar, kanser tedavisi sırasında düzenli beslenme ve yeterli sıvı alımının tedavi başarısını doğrudan etkilediğini göstermektedir. Bu nedenle, aktif tedavi gören hastalara oruç tutmaları genellikle tavsiye edilmez.
Tedavisi tamamlanmış, genel durumu iyi olan ve beslenme problemi bulunmayan hastalar için oruç kararı, hekim kontrolünde bireysel olarak değerlendirilebilir. Burada asıl amaç dini motivasyon değil, klinik güvenliktir.
Bu hasta grubundaki bireyler oruç tutacaklarsa, sürecin dikkatli ve bilinçli bir şekilde yönetilmesi gerekmektedir. İşte dikkate alınması gereken noktalar:
Kanserle mücadelede en önemli hedef, vücudu güçlü ve dengede tutmaktır. Oruç kararı, bedeni zorlamaktan ziyade onu koruyacak şekilde verilmelidir. Sağlığı korumak, dini açıdan da bir gerekliliktir.
Sonuç olarak, kanser hastalarının oruç kararı bireysel olarak değerlendirilmelidir ve güvenli olan tek yöntem, hastayı takip eden hekimin onayı ile alınan karardır.