Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Mekke’de imzalanan savunma anlaşması, bölgesel dengeler açısından farklı ülkelerin basınında gündeme gelmeye devam ediyor.
İsrail merkezli Calcalist’te yayımlanan analizde, üç ülke arasındaki iş birliğinin yalnızca askeri alanla sınırlı olmadığı, savunma sanayisi ve ekonomik ilişkiler açısından da yeni bir dönemin kapısını aralayabileceği belirtildi.
Analizde, Mekke Savunma Anlaşması’nın üç ülkeden birine yönelik saldırının diğer ülkeler tarafından da tehdit olarak kabul edilmesini öngören bir güvenlik düzenlemesi olduğu aktarıldı.
Ancak anlaşmanın Türkiye açısından en dikkat çekici yönünün, savunma alanındaki ortak projelerin geliştirilmesi ve iş birliğinin genişletilmesi olduğu vurgulandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın savunma sanayisinde ortak projelere yönelik açıklamalarının da Ankara’nın anlaşmaya ekonomik ve teknolojik açıdan önem verdiğini gösterdiği ifade edildi.
Calcalist analizinde, Türkiye’nin son yıllarda savunma ve havacılık sektöründe önemli ilerlemeler kaydettiğine dikkat çekildi.
Türk savunma şirketlerinin geliştirdiği sistemlerin farklı ülkeler tarafından tercih edildiği belirtilirken, Mekke Anlaşması’nın Türkiye’ye yeni ihracat fırsatları sağlayabileceği değerlendirildi.
Analizde, Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu kapsamında savunma sanayisinde yerlileşme hedefinin bulunduğu hatırlatıldı.
Riyad yönetiminin teknoloji transferi, ortak üretim ve yerli kapasitenin artırılması konusunda çalışmalar yürüttüğü belirtilirken, Türkiye’nin sahip olduğu tecrübenin bu süreçte önemli bir avantaj sağlayabileceği ifade edildi.
Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki savunma iş birliğinin yeni olmadığına değinilen analizde, Türk savunma şirketleriyle yapılan anlaşmalar örnek gösterildi.
Türk insansız hava araçlarının Suudi Arabistan’a satışı ve ortak üretim süreçlerinin iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirdiği belirtildi. Ayrıca Roketsan’ın Suudi Arabistan’daki çalışmalarının da savunma alanındaki iş birliğinin genişlediğine işaret ettiği aktarıldı.
Calcalist, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ekonomik ilişkilerin de anlaşmanın önemli bir parçası olduğunu yazdı.
İki ülke arasındaki ticaret hacminin arttığı, Suudi Arabistan’ın Türkiye’deki yatırımlarının ve Türk şirketlerinin bölgedeki faaliyetlerinin büyüdüğü ifade edildi.
Analizde, savunma alanındaki yakınlaşmanın ticaret, finans ve yatırım ilişkilerine de olumlu yansıyabileceği değerlendirildi.
Analizde, üç ülkenin farklı alanlarda birbirini tamamlayan özelliklere sahip olduğu belirtildi.
Suudi Arabistan’ın finansal gücü ve büyük bir pazar avantajı sunduğu, Pakistan’ın askeri kapasitesiyle öne çıktığı, Türkiye’nin ise savunma sanayisi ve üretim altyapısıyla sürece katkı sağlayabileceği ifade edildi.
Calcalist’in değerlendirmesinde, Mekke Savunma Anlaşması’nın somut projelere dönüşmesi halinde Türkiye’nin önemli ekonomik kazanımlar elde edebileceği savunuldu.
Türkiye’nin savunma ürünleri geliştiren, ihracat kapasitesi artan ve yeni pazarlara açılmak isteyen şirketlere sahip olduğu belirtilirken, anlaşmanın uzun vadede savunma sanayisi ihracatı ve yatırımlar açısından önemli bir fırsata dönüşebileceği kaydedildi.