Adalet Bakanı Akın Gürlek, bir televizyon programında tutukluların avukatları aracılığıyla cezaevinden mektup veya not gönderme imkânı için yasal bir düzenlemenin yapılacağını duyurdu.
Diyarbakır Barosu Genel Sekreteri Baver Mızrak, Gürlek'in açıklamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Mızrak, "Bu beyanatın tutuklu siyasetçileri hedef aldığını net bir şekilde görebiliyoruz. Akın Gürlek’in Türkiye'deki politik yargılamalardaki geçmişteki rolü ile bu durumu değerlendirmek gerekiyor" dedi.
Mızrak, Gürlek'in başkanlık ettiği mahkemenin Selahattin Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder'e hapis cezası verdiğini hatırlatarak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak da birçok politik davada görev aldığını ifade etti.
Mızrak, avukatların müvekkilleriyle görüşme haklarının kısıtlanmasının birçok insan hakkı ihlaline yol açabileceğini belirtti. "Bu durum, yargının siyasallaştığına dair eleştirileri gündeme getirebilir" şeklinde konuştu.
Mevcut yasaların, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 154. maddesi ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 114. maddesi ile avukat-müvekkil arasındaki iletişimin gizliliğini güvence altına aldığını belirtti.
Mızrak, "Böyle bir yasak, zincirleme hukuk ihlallerine neden olacaktır. Avukat-müvekkil iletişiminin gizliliği, adil yargılanma hakkının temel bir parçasıdır. Tutuklular, henüz mahkûm olmamış bireylerdir ve masumiyet karinesinden yararlanırlar" dedi.
Bu bağlamda, avukatların müvekkilleriyle iletişiminin denetlenmesinin savunma hakkını ihlal edeceğini ifade eden Mızrak, avukatlık mesleğinin bağımsızlığının tehlikeye gireceğini belirtti.
Mızrak, tutuklu siyasetçilerin avukatlarıyla iletişiminin kısıtlanmasının, onların siyasi faaliyetlerini ve kamuoyuyla paylaşacakları mesajları engelleyecek bir araç olabileceğine dikkat çekti. "Bu durum, siyasi partilerin örgütsel iletişiminin bir parçası olarak görülebilir" dedi.
Avukatların müvekkilleriyle olan görüşmelerinin denetlenmesinin, birçok temel insan hakkının ihlali anlamına geldiğini ifade eden Mızrak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa'daki ilgili maddeleri de hatırlattı.
Diyarbakır Barosu, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını koruma görevini üstlenmiş bir kurum olarak, savunma hakkı başta olmak üzere temel hakların ihlallerine karşı durmaya devam edecektir. Mızrak, bu tür girişimlerin karşısında duracaklarını vurguladı.