Bilim insanları, cilt gençleştirme amacıyla kullanılan estetik uygulamaların biyolojik etkilerini değerlendirmek için 2001 ile Haziran 2026 arasında yayımlanan 136 bilimsel çalışmayı analiz etti.
Araştırmacılar, yalnızca uygulamaların kırışıklıkları azaltıp azaltmadığına veya dış görünüm üzerindeki etkilerine değil, yaşlanan cilt dokusunun gerçekten daha genç bir biyolojik yapıya dönüp dönmediğine odaklandı.
Çalışmada, estetik işlemlerin "görünür gençleşme" ile "biyolojik yenilenme" arasındaki farkı ortaya koyması amaçlandı.
Araştırma ekibi, değerlendirme yapmak için "Matrisome Profiling Standard" (MPS) adı verilen 22 puanlık bir analiz sistemi geliştirdi.
Bu sistemde gen ifadeleri, protein üretimi, dokunun yapısı, hücresel değişimler, biyomekanik özellikler ve epigenetik göstergeler gibi birçok farklı biyolojik kriter incelendi.
Araştırmacılara göre birçok estetik uygulama kolajen üretimini artırabiliyor. Ancak yalnızca kolajen miktarındaki artışın, cildin biyolojik olarak gençleştiğini kanıtlamadığı belirtildi.
Analize dahil edilen ve ayrıntılı şekilde değerlendirilebilen 34 çalışmanın 26’sı, yani yaklaşık yüzde 76’sı, yeterli biyolojik kanıt kategorisine ulaşamadı.
Araştırmada hiçbir çalışmanın 22 puan üzerinden 5’in üzerine çıkamadığı belirtildi. İnsanlar üzerinde yapılan klinik çalışmalarda ise en yüksek puanın 4 olduğu aktarıldı.
Bilim insanları, gerçek anlamda biyolojik gençleşme iddiasında bulunabilmek için daha kapsamlı ve uzun süreli araştırmalara ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Uzmanlara göre estetik uygulamalar, kişinin dış görünümünde belirgin iyileşmeler sağlayabiliyor. Dolgu işlemleri hacim kaybını azaltabilir, lazer uygulamaları cilt dokusunu değiştirebilir ve bazı yöntemler kolajen üretimini destekleyebilir.
Ancak bu etkiler, yaşlanmış dokunun tamamen genç bir biyolojik duruma döndüğü anlamına gelmiyor.
Araştırmacılar, gerçek bir gençleşmeden söz edebilmek için hücre yapısı, dokunun işleyişi ve yaşlanmayla ilişkili moleküler değişimlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Bilimsel incelemenin bazı kısıtlamaları da bulunuyor. Araştırmada kullanılan 22 maddelik değerlendirme sisteminin henüz tüm bilim dünyasında kabul edilmiş standart bir yöntem olmadığı belirtildi.
Ayrıca çalışmanın ön baskı olarak yayımlandığı ve hakem değerlendirme sürecinin tamamlanmadığı ifade edildi.
Araştırmacılar, mevcut sonuçların estetik uygulamaların etkisiz olduğunu göstermediğini, ancak "biyolojik gençleşme" iddiası için daha güçlü bilimsel kanıtlara ihtiyaç olduğunu belirtti.