MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde partisinin grup toplantısında bir konuşma gerçekleştirdi. Bahçeli, dünya genelinde yaklaşık 5 milyar insanın huzursuzluk ve çatışma ortamında bulunduğunu ifade ederek, "ABD Başkanı Trump'ın yakın zamanda yaptığı açıklamalar, kaosun pençesinde olan dünyanın durumunu yansıtmaktadır. Bir gazetecinin 'Küresel yetkilerinizin herhangi bir kısıtlaması var mı?' sorusuna Trump'ın yanıtı ise 'Kendi ahlakım, kendi aklım. Beni durdurabilecek tek şey bu. Uluslararası hukuka ihtiyacım yok.' olmuştur. Öncelikle düşünmemiz gereken bir soru var; devlet mi hukukun bir ürünüdür, yoksa hukuk mu devletin bir sonucudur? Siyaset ve hukuk felsefecileri bu soruya uzun süre kafa yormuştur. Hukuku oluşturanlarla siyaseti yönetenler, hukuku oluşturanlarla hayatın yönünü çizenler aynıdır. Tarih, kültür ve düşünce çerçevesinden bakıldığında; hukuk, devlet olmanın bir sonucudur; devlet de hukukun ve adaletin ayrılmaz bir parçasıdır. Eğer bir devlet hukuka uymaz ve hukuku ihlal ederse, çete veya organize suç örgütlerinden farksız hale gelecektir." şeklinde konuştu.
Bahçeli, uluslararası hukukun mevcut durumunun ciddi yaralar aldığını ve bunun küresel ölçekte çeteleşmeyi, devlet altı yapıları ve 'gücü yeten yetene' anlayışını yaygınlaştıracağını vurguladı. "Bu durum, korkunç bir durumu yeni bir normal olarak kabul ettirecektir. ABD Başkanının savunduğu çeteleşme, vandallığın teşvikidir; şiddet ve silahlara dayalı siyasetin coğrafyaları, etik ve hukuki açıdan zorbalıkla abluka altına almasıdır. Küresel kurum ve kuruluşlardan yavaş yavaş çekilen ABD'nin dünyayı ateşe sürüklediği ve insanlığın sonunu hazırladığı gerçeği artık inkar edilemez bir durumdur. Günümüz dünyasında demokrasi ne arada ne de araftadır, maalesef tamamen kaybolmuş durumdadır. Özgürlükler, insan hakları ve insani değerler emperyalizmin saldırısına uğramış, vahşi bir tahrip ve yağma dönemi başlamıştır. Durdurulamayan hırslar, fren tutmayan arzular insan aklının önüne geçmiştir. Yüzyıllardır süregelen bölüşüm ve hakimiyet mücadeleleri, geldiğimiz noktada aleni bir hal almıştır. Petrol, doğal gaz ve değerli kaynaklar çatışmaların ve gerilimlerin hem aracı hem de motivasyonu olmuştur. Su kaynaklarına erişim yollarındaki engeller eklendiğinde, akıl ve sağduyu tamamen kaybolacaktır." dedi.
Bahçeli, herkesin sağduyulu olmasını gerektiğini belirterek, günümüzde yaşanan karmaşık cepheleşmelerin Birinci ve İkinci Dünya Savaşları öncesindeki duruma benzediğine dikkat çekti. "Bu savaşların etkileri günümüze kadar devam etmiş ve hala etkisini sürdürmektedir. Trump'ın akıl ve vicdan köprüsünü yıkan çılgınlıkları, dünyayı karanlık bir uçurumun kenarına sürüklemektedir. İnsanlığın yeni bir savaşa girmesi, hatta bunun nükleer silahlarla yapılması durumunda yaşanabilecekleri düşünmek bile korkutucudur. Venezuela'daki gelişmeler yalnızca bir testtir ve bu sayede tepkiler ölçülmüştür. Şimdi ise sıra NATO üyesi Danimarka'ya bağlı Grönland'a gelmiştir. Trump'ın 'Bu sorunu ister nazikçe ister sertçe çözeceğiz' açıklaması, yangına körükle gitmekten başka bir şey değildir. Bir NATO üyesi ülkenin topraklarına başka bir NATO üyesi ülkenin müdahale ve işgal planı nasıl değerlendirilmelidir? Bu şartlarda NATO'nun değer ve ahlaki bağlayıcılığından bahsetmek akla yatkın mıdır? Tek taraflı bir yaklaşımla 'İstedim, alacağım, yapacağım' demek, özgür dünyaya meydan okumak anlamına gelmez mi?" ifadelerini kullandı.
Bahçeli, küresel savaş tehdidinin ciddiyetine dikkat çekerek, "Türkiye olarak her durumu sıfır hata ile değerlendirmek, yüksek bir öngörü ile hareket etmek, buna uygun siyasi, askeri ve ekonomik hazırlıkları sabır ve kararlılıkla yapmak artık vatan ve milletin şerefi haline gelmiştir. 19'uncu yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'na 'hasta adam' denmişti. Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri'dir. İçeriden çürüyen, insan kalitesini kaybetmiş, varlık nedenini yitirmiş bir toplum yapısına sahip olan ABD'nin, günün birinde 50 parçaya ayrılacağı günler uzak değildir. Bu ülkenin Siyonist destekli politikaları, Latin Amerika ve Orta Doğu'nun enerji kaynaklarını sömürme planları son çırpınışlardır. Dünya yalnızca ABD ve İsrail'den ibaret değildir; Birleşmiş Milletler'e üye diğer 191 ülke, boş bir meydan olmadığını göstermelidir." dedi.
Bahçeli, İran'daki gelişmelere de değinerek, "İran'da riyalin değer kaybının ardından başlayan protestolar, ülke genelinde yayılmaktadır. Bu durum, İran'a yönelik çok aktörlü istihbarat ve emperyalist provokasyonların da bir yansımasıdır. İran'daki huzursuzluk, Türkiye ve çevre ülkeleri açısından büyük bir tehdit oluşturmaktadır. İran'ın siyasi ve toprak bütünlüğü, Türkiye için hayati bir öneme sahiptir. İran'daki olayların ardındaki gerçekleri anlamak için derinlemesine bir analiz yapmak gerekmektedir." şeklinde konuştu.
Bahçeli, Suriye'deki duruma da dikkat çekerek, "Suriye'nin siyasi ve toprak bütünlüğü korunmalıdır. SDG/YPG'nin muhatabı Suriye Cumhuriyeti devletidir ve bu süreçte herkesin sorumluluklarını yerine getirmesi şarttır. Türk ve Kürt halkı kardeştir, bu nedenle aramızdaki sorunları barışçıl yollarla çözmeliyiz." ifadelerini kullandı.